/* BURADAN */ /* BURAYA */

28 Nisan 2015

2015 Yılında Facebook’u Terk Etmek İçin 6 Geçerli Sebep

Tam 10 yıl boyunca okulda hiç sevmediğimiz, karşı karşıya gelip konuşmadığımız insanları arkadaş listemize ekledik. Facebook üzerinde hayatımızın çoğunu ‘gibi yaparak’ geçirdik. Yalandan mutluluklar paylaştık, felaket haberlerinin altına ‘like’ attık. Yemek masalarımızda kallavi hesap öderken çekilmiş resimlerden tutun, ilişki durumlarımızı, politik görüşlerimizi, en sevdiğimiz her şeyimizi, hatta sevdiklerimizin her şeyini bile buradan paylaşıp durduk. Hem de bıkmadan ve usanmadan. Psikologlar artık buna bir son vermemiz gerektiğini düşünüyorlar. Bunu için oldukça geçerli 6 sebep de öne sürüyorlar. 

Bizi her geçen gün gerçek hayattan uzaklaştırdığı iddia edilen Facebook için psikologlar "zararlı" olduğu görüşünde birleşiyor. Yol yakınken bu sene Facebook’u bırakmamızı öneriyorlar. İşte sebepleri.

1- Zamanımızı boşa geçiriyormuşuz
Normal bir Facebook kullanıcısının günde 20 dakikası Facebook’da geçiyormuş. Çok daha aktif olan kullanıcılarda bu yaklaşık 1 saate kadar çıkarken, Facebook’u hiç kapatmayanlarımız da varmış. Biz normal kullınıcılardan yola çıkılan araştırmayı baz alalım. 10 yıldır aktif olan bir site için günde 20 dakika harcamak bu süre içinde hayatımızın 40 gününü Facebook’a verdiğimiz anlamına geliyormuş. Bir saat geçirenlerde bu süre 150 güne çıkıyormuş. Hiç kapatmayanları zaten hesaplamaya gerek yokmuş. Psikologlar bu boşa geçen zamanda son derece faydalı başka bir şeyler yapabileceğimizi savunuyor. 

Zamanımızı boşa geçiriyormuşuz

2- Facebook bizi pazarlamacı gibi kullanıyormuş
Evet, böyle bir iddia var. Facebook üzerinden beğendiğimiz, kullandığımız ürünlerin hemen hepsi Facebook reklam vereniymiş. Dünya üzerinde 100 milyona yakın irili ufaklı kuruluş, Facebook ile ilintili çalışıyormuş. Biz bu ürünleri başkalarıyla paylaştıkça Facebook para kazanıyormuş. Bu noktada gerçekten pazarlamacı oluyormuşuz. Öte yandan, her hangi bir e-ticaret sitesinden alışveriş yaptığımızda, Facebook’un söz konusu sitedeki ‘çerezleri’ bizi takip ediyomuş. Böylelikle Facebook üzerindeki arkadaşlarımıza da o sitelerin ulaşmasını sağlıyormuşuz. 

3- Sağlığımıza son derece zararlıymış
Facebook sadece acınası yaşam kriterlerimizi bambaşkaymış gibi göstermeye çalışmamıza destek olmuyor, sağlığımızı da bozuyormuş. Hormon dengemizi alt üst ediyor, stres katsayımızı artırıyor ve sağlıklı yiyecekler tüketmemeye teşvik ediyormuş. Fazla başında oturmaktan yiyecekleri iyi sindiremediğimizden dolayı obezite tehlikesi de yaratıyormuş. Yaratıcılığımızı öldürüyor ve tembelliğe sürüklüyormuş. Ha bir de, uyku düzenimizi bozuyormuş. Yatağa bile mobil cihazlarımızda bulunan Facebook’la giriyormuşuz. 

Sağlığımıza son derece zararlıymış

4- Tanımadığımı insanlarla kendimizi kandırıyormuşuz
Psikologlar soruyor. Facebook arkadaş listemizdeki birkaç yüz kişiyi ne kadar tanıyormuşuz? Bu insanları hiç tanımadığımız halde neden arkadaş listemizdelermiş? Çünkü Facebook gizli bir rekabeti körüklüyormuş. Devamlı oradaki rakamın artması bizi rahatlatıyor ve mutlu ediyormuş. Üstelik bu insanlara güvenmek bir tarafa, hiçbir alıp vereceğimiz olmaması güvenlik sorunlarına davet çıkarıyormuş. Gerçek hayattaki arkadaş sayımızı bile unutabiliyor, Facebook profilindeki o yüz bilmem kaç kişiyi gerçek sanarak yanılsamalar yaşıyormuşuz.

5- Kişisel sırlarımızı ortaya döküyor bundan hiç çekinmiyormuşuz
Her gittiğimiz yerden bir resim, bir yazı paylaşarak, tüm kişiliğimizi ve hakkımızdaki her şeyi bu doğru dürüst tanımadığımız insanlarla paylaşmak hiç akıllıca değilmiş. Bu insanlardan zarar da gelebilirmiş. Bu insanlar bize ve arkadaşlarımıza kötülük yapacak bir yapıda olabilirlermiş. Sonuçta bu insanları gerçekten tanımadığımız için riskleri de bilemezmişiz. Bu riski almakla sadece kendimizi değil, gerçek tanıdıklarımızı da tehlikeye atıyor olabilirmişiz. 

6- Paylaştığımız hiçbir şeyin önemi yokmuş
Evet, böyle diyorlar. Çünkü kimse bir başkasının ne paylaştığına değil, kendisinin ne kadar farklı bir şey paylaştığına önem veriyormuş. Gerçekten ne yaptığımızla ilgilenen insan sayısı iki elin parmaklarını geçmeyebilirmiş. Üstelik Facebook paylaşımları çığ gibi büyüdüğünden, paylaşımları insanların zamanında görmesi de pek mümkün değilmiş. Bu yüzden geç fark edilen paylaşımların bir faydası da olmuyormuş.

Paylaştığımız hiçbir şeyin önemi yokmuş

Psikologlar kendimizi son derece sosyal hissettiğimiz bu mecrada kıskançlık, sinir bozukluğu, ilişki zedelenmeleri ve ihanet gibi olaylar yaşadığımızı da söylüyorlar. Aslında savundukları Facebook'un bizi dijital bir yalnızlığa sürüklediği. Bu yüzden gerçek sosyal yaşamdan uzaklaşarak Facebook arkasına "saklanmanın" doğru bir davranış olmadığını söylüyorlar. Kararı vermek bize kalmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder