20 Ağustos 2009

SİTELER KAPANMAZ

11 Nisan 2008 07:53 mehmet selim polat 0 fav 0 yorum Etiketler: siteler kapanmaz
Kur'an'ın Emir ve yasaklarını hiçe sayanlar.Müslüman değildirler.Müslüman,Allah'a Teslim Olandır.Kişinin görünüşü,İçinin aynasıdır.
Kapalı Group ve Sitelerin Açılma yolu
Kategori: 1 - mehmet selim polat @ 7:37 am Bunu Düzenle
Tags: Kapalı Sitelerin Açılması

Google Gruplarına girmiyorsanız bu yöntemleri takip ederek girbilirsiniz.TTnetin,Türk Telekomun satılmasından sonra kapatılmalar başlamıştır.Önce Wordpres,Şimdide Google grupları kapatılmıştır.


TELEKOMUN YASAKLADIGI ENGELLI SITEYE GIRIS

Son günlerde, sıklıkla girdiğiniz bazı web sitelerine artık giremediğiniz dikkatinizi çektimi?

Sürekli ziyaret ettiğiniz siteye girmeye çalışıyorsunuz, ve "sunucu bulunamadı" hatası alıyorsunuz, veya girmek istediğiniz site yerine şöyle bir sayfa açılıyor "Bu siteye erişim mahkeme kararı ile engellenmiştir!!!"
(3 tane ünleme dikkat lütfen)

Bu uygulama sadece TÜRKİYE'ye özgü bir SANSÜRLEME yöntemidir.. ve Dünyanın en gelişmemiş ülkelerinde bile böyle bir uygulamaya rastlamak mümkün değildir.

Fakat, TTNet tarafından erişimi engellenen bu sitelere girmeniz pekala mümkün. Hemde yapmanız gereken işlem oldukça basit.

Engellenen, Sansürlenen web sitelerine NASIL ULAŞABİLİRİM?

Cevabı çok basit, bunun için 2 farkli yöntem bulunmakta. Biz her ikisinide sizler icin anlatacağız. Öncelikle uygulaması daha kolay olan ve hiçbir ek programcık gerektirmeyen yöntem ile başliyoruz.

1. Yöntem: Ağ ayarlarınızdaki DNS leri değiştirmek

Başlat >> Ayarlar >> Ağ Bağlantıları >> Yerel Ağ Bağlantısı (sağ tıklayın >> Özellikler' i seçin)
Listeden "Internet İletişim Kuralları (TCP/IP) i seçip, Özellikler i tıklayın,
Açılan pencerede, En altta bulunan seçeneği tıklayıp,

Yeğlenen DNS Sunucusuna: 4 . 2 . 2 . 1
Diğer DNS sunucusuna : 4 . 2 . 2 . 2

Değerlerini girin. Artık tüm web sitelerine sorunsuz ulaşabilirsiniz. (Yapmaniz gerekenler resimde gösterilmiştir.)



2. YÖNTEM: TreeWalk DNS kullanarak;
Bunun için öncelikle ISS (internet servis sağlayıcınız) ın DNS (domain name server) leri yerine, Tüm dünyada daha etkin ve hızlı DNS çözümü yapan TreeWalk DNS çözücüsünü kullanmanız yeterlidir.

Bu programı kullanarak sadece sansürlenen sitelere girebilmekle kalmayıp, sansürsüz sitelere de daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde ulaşmanız mümkün olacaktır. Çünkü TTNet DNS sistemi sıklıkla göçmekte ve internet bağlantınız mevcut olsa dahi bir çok siteye ulaşamamaktasınız.

TreeWalk DNS çözücüsünü nasıl temin ederim?

WindowsXP , Win2000 ve Win2003 için;
Download linki: http://ntcanuck.com/download/051111twdns.zip

Windows 95 , 98 ve Me için;
Download linki: http://ntcanuck.com/download/BIND-LE.exe

Program üreticisinin web adresi: http://treewalkdns.com/

TreeWalk DNS çözücüsünü bilgisayarıma nasıl kurarım?

KURULUM İŞLEMİ OLDUKÇA BASİTTİR VE HİÇBİR AYAR YAPMANIZ GEREKMEZ
Öncelikle yukarıda verilen linkler yardımı ile programı bilgisayarımıza indiriyoruz. Daha sonra Zip dosyasının içindeki TreeWalk.exe dosyasını açıyoruz, ve kuruluma başlıyoruz.

Kurulum aşamalarını tek tek resim olarak göstermek gerekirse,

1.Aşama



2.Aşama



"Next" tuşuna tıklayark kuruluma başlıyoruz.

önce "I accept the agreement" daha sonra "Next" i tikliyoruz.

Bundan sonraki tüm aşamaları "Next" i tıklayarak geçiyoruz ve son aşama olarak.



Bilgisayarın yeniden başlatılmasını belirten ekran çıkıyor.

Kaydedilmemiş çalışmalarımızı kaydederek (Açık olan ofis programları vb programlarda o an çalışma yapıyorsak) bilgisayarı yeniden başlatabilir ve "Yes, restart computer now" seçeneği seçebilir
veya
Bilgisayarı daha sonra restart yapmak için "No, I will restart the computer later" seçeneğini seçerek "Finish" butonunu tıklayabiliriz.

ÖNEMLİ AÇIKLAMA
Bilgisayarımızı yeniden başlattığımızda, DNS çözücümüz devreye gireceği için, Herhangi bir firewall yazılımı kullanıyor isek, firewall yazılımı bizi uyaracak ve programın çalışması için bizden onay vermimizi isteyecektir. Bu tür bir uyarı ile karşılaşırsanız mutlaka "ALLOW" seçeneğini tiklamanız gerekiyor.



HEPSİ BU KADAR...

Ve artık tüm sitelere sorunsuz bir şekilde girebilirsiniz....

Unutmayin yeni explorer acin eger acilmazsa.....

VE 3.YONTEM proxy li URL

http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http:/www. www. yazandan sonra istediginiz siteye girin ornek youtube a girmek isterseniz!

http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http:/www.youtube.com bu kadar basit.

Yalniz yinede Treewalk programini kurmanizi tavsiye ederiz. Ikisi bir arada daha verimli olur.

VE 4. YONTEM DAHA DA KOLAYINI YAPAYIM NE YAPAYIM DAHA BASKA SIZE HEMDE HIZLI

http://www.evaded.net/circumvent/000010A/x-proxy/start adresine girin ve nereye girceniniz adresi yazin ve start browsing secin!

Yedek adres te vereyim http://proxycover.net/ ne girin gireceginiz adresi yazin browse a basin.



anti-ban 1.5.rar
http://www.evaded.net/circumvent/000010A/x-proxy/start

http://blog.360.yahoo.com/blog-Egl_kBk8aKMIb7HDBMWfqu9hpQ-?cq=1&list=1

http://mehmetselimpolat.blogcu.com/

http://www.blogosfer.com/ADALET/

http://mercekalti.wordpress.com/KuranAhlakı

NOT : Sitelerimde downlad yapma,slayt izleme,Resim ve müzik linkleri eSnips sitesinden Link almakta olup yasaklı olma nedeniyle izlenememektedir. Bunun için ilk seçenek olan DNSayarları ile bunu mümkün kılabilirsiniz...

03 Aralık 2008

UNUTMA, UNUTTURMA

Dünya Rakı Günü

13 Aralık Cumartesi günü oluyor. Kurban bayramı hafta sonu...
Rakıyı halen içen,
Rakıyı adam gibi içen,

Rakıyı önceleri iyi içen dostlarıma,

Daha birlikte çok rakı içeceğimiz günler olması dileği ile

Aralık ayinin ikinci Cumartesi günü 'Dünya Rakı Günü' olarak
kutlanır.

Rakıseverler birbirlerine hediye verir.

Gidip de başkalarına 'Dünya Rakı Günü diye bir şey mi var?' diye sormayın,

çok ayıplarlar.

Balığı bol, mevsimi soğuk, geceleri uzun ve

harflerinden 'rakı' yazılabilen yegane ay olan Aralık ayının ikinci

Cumartesisi Dünya Rakı Günü olarak kutlanır.

Bir kayda rastlanmamakla beraber Bekri Mustafa'nın da Aralık ayının ikinci

Cumartesi gecesi doğduğu rivayet edilir..



Bu özel gün aynı zamanda yılbaşının şenlikli bir provasıdır.

Dünya Rakı Günü, Türkiye ve Dünya sathına yayılmış, tüm

rakı severler tarafından 2006'dan beri coşkuyla kutlanır :)

Yıllar sonra tarihler böyle yazdığında,

'Ben ilk günden beri kutluyorum' deme sansınız olsun :)



'RAKININ da muhabbeti olur mu?' diyenler çıkabilir.

O meyhanelerde gördüğünüz rakı masaları aslında muhabbet, sohbet

masasıdır,



Bektaşi der ki :

Rakı ağızdan değil, kulaktan içilir.

Biz ona içki değil, dem deriz!'

RAKININ kitabini yazan Deniz Gürsoy, rakının nasıl içileceğini

değil 'Rakının nasıl içilmeyeceğini' yazmıştır. (Oğlak Yayıncılık)


Oturursun masaya, garson bir şişe rakı getirir, mezeleri sıralar,

kadehini doldurur, içersin!


HAYIR, rakı öyle içilmez...

Rakının nasıl içileceğini, ya da nasıl içilmeyeceğini bilelim.


Rakı güneş batmadan içilmez.

Rakı yalnız başına içilmez,

duvara bakılarak içilmez,

rakı keyif için içilir,

dertlenmek için içilmez,

rakı sohbet için içilir.



Rakı, sakadan, nükteden, işletmeden anlamayan bayır turplarıyla içilmez.



Rakı gürültüyle içilmez.


Rakı çabuk içilmez, içip masadan kalkılmaz.


Rakı sofrasında fazla yemek yenmez, mezelerle yetinilir.


Rakı sofrasında sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu
konmaz,

Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da buz konur;

bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hem

keyfi kaçar.


RAKININ ana mezeleri dışında, ekstra mezeleri de vardır,

bir de 'göz mezesi' vardır ki....tahmin ettiğiniz değil, bakin o nedir? :


Yahya Kemal, her aksam sofrasını 'kuş sütü eksik' kurdurur,

ama çoğuna el bile sürmezmiş...

Lakin sürsün, sürmesin hepsi hesaba yazıldığı için şef garson,

şaire, şimdiki deyimle 'kıyak yapmış', sofraya kırmızı turp koymamış...

Yahya Kemal gelmiş, oturmuş masaya söyle bakmış garsonu çağırmış:

'Nerede kırmızı turp?'

'Efendim dikkat ettim yemiyorsunuz da...'

'Ben sofraya konan her şeyi yemek zorunda değilim, onların bazıları

benim göz mezemdir!' demiş..


RAKI için çok şey söylenir, yazılır, ama Necip Mirkelamoğlu' nun

'Rakınamesi' de unutulur gibi değildir;


İşte bir dörtlük:

'Nükte, cinas anlayan;

Ahengi bezme uyan;

İçip zırvalamayan;

İşte onadır rakı.'

ATA'NIN C.DÜNDAR'A MEKTUBU

Utandım çocuk

Beni anlatan bir film yapmışsın .
Kızgınım, utanç içindeyim.
Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa'dan da utanmış değilim.
Başaramamışım, bundandır utancım.
Komutam altında, bu vatan için kanını akıtan Türk askerlerinden utandım.
"Özgürlük" demiştim, benim karakterimdir. .
"Bilim" demiştim, tek yol göstericidir.
Sen, "Karanlıktan korkardı" demişsin benim için.
Korkardım evet. Bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum.
Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya.
Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?
Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?
Nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?
Anlatmadılar mı sana ?
Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu?
Ah be çocuğum.
Neden, nasıl düşman ettiler seni bana?
Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli ki, Çalışkansın, zekisin. Kara cüppeleri ile milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar zaten hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden. Sevmeyecekler beni elbette..
Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
Dedim ya, sana değil kızgınlığım.
Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu.
Yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. Veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de gözü yaşlı analara.
"Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?" derlerse,
"bu nesiller miydi, ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?" diye sorarlarsa
ne derim ben onlara be çocuk?
Olmadı be çocuk... olmadı.

17 Eylül 2008

"Türk olmak nasıl bir duygudur" Sorusuna Gurbetçi gencin cevabı

Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak,
Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak,
Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

Türk olmak,
faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığınca.

Türk olmak,
demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde.

Türk olmak,
lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.

Türk olmak,
Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her
metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak,
Troya'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.

Türk olmak,
Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, Istanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak,
Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır.

Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.

Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak,
harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak,
askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından 'bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim' demesidir.
Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'vatan sağ olsun' demesidir.
Türk olmak,
'Türk çayında radyasyon olmaz' yalanları ile, 'gusül abdesti alana aids bulaşmaz' dolanları ile yaşamaktır.
Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak,
ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır
Türk olmak,
Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak,
milli maçta ağlamaktır.
Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.

Türk olmak,
aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir.
En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
Eşkıyaya türkü yakmaktır,

Türk olmak,
Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir Türk olmak.
Türk olmak, Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da- yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak,
saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...
Hayatın sana verdiklerine 'nasip', vermediklerine 'kısmet' demektir.
Her işin 'hayırlısına' inanmaktır ve 'feleğe' küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak,
Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını
atabilmektir.

Türk olmak,
mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak,
Buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır
cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak,
En zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her
ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.

Zor iştir Türk olmak.

Türk olmak, Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir

22 Mayıs 2008

İrecep Bey..

İrecep Bey - İlhan Esen

İrecep bey sen bize, meydanlarda söz verdin.
Memleketi düzlüğe, götcem dedin götmedin.
Garşımızda safilce, boynun büküp durdun,
Haydut, hırsız, haksıza, çatcem dedin çatmadın.

Müslümanız çok şükür, Batıyınan işimiz
Olmaz bizim, bizlere yeter gendi aşımız,
Dedin emme, sayende, tasmalandı başımız,
IMF cavırını, atcem dedin, atmadın.

Kerkükte gızanları, Kürde teslim eyledin,
Türk’e vurana güldün, vurulanı payladın,
Bir ara sevindiydik, böyük laflar eyledin ,
Kerkük gırmızı çizgim, gitcem dedin gitmedin.

Bizden oy ister iken, cavırlara hep çattın,
Denizli meydanında, bol bol palavra attın,
Amerika’ya karşı, söyle bakam, ne ettin,
Çilli horozlar gibi, ötcem dedin ötmedin.

Push denen o pis cavir, şeyhin mi oldu senin,
El pençe divan durdun, her lafına sen onun,
Bir tek vatansever yok, hayalin dolu dört yanın,
Memleket davasını, gütcem dedin gütmedin.

Mesuttan gurtulduyduk, rahmet okuttun ona,
Nah bu eller gırılsın, daha oy versem sana,
Rezil rüsvay eyledin, bizi tekmil cihana,
Devleti böyük devlet, etcem dedin etmedin .

Aşiret artığından, gorkup gaçacak millet,

Esgerinin başına, çuval geçecek millet,
Senin gibi içi boş, balon seçecek millet,
Değildik, yemin ettin, dutcem dedin dutmadın.’

İlhan Esen

Eskişehir Sakarya Gazetesi Şener Yılmaz ‘ın köşesinden
NOT :
Böylesine güzel bir Şiiri (taşlamayı) siteme koymamazlık edemezdim herhalde..
Beni bu şiirden haberdar eden Turgut İbişe Teşekkürler..