/* BURADAN */ /* BURAYA */

18 Aralık 2007

AL İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK

Sanki öykü değil, Türkiye'nin son 50 yılı.
Ya bu öyküyü yazan Türkiye'den esinlendi,ya da Türkiyeyi "Al İbikli Tavuk"a çevirenler bu öyküden esinlendiler.Yok bunun başka açıklaması.

AL İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK

Günün birinde bir çiftlikte al kırmızı ibikli küçük bir tavuk yaşarmış.Tavuk kendi yiyeceğini kendisi bulur, bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:

"- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?"

Ördek yanıtlamış:
"- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim.
Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır, çok buğday alırsın."
Domuz oradan seslenmiş:
"- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım."

Fare hemen atlamış:
"- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin." Ticaretten ile tarımdan anlamayan
al ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş, buğdaydan caymış. Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş: "- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek?"

Ördek:
"- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim" demiş.

Domuz:
"- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri böceklerin dokuncalarından korumak için ilaca gereksinimin var, istersen sana satarım" demiş.

Fare de:
"- Gübre ile ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm " demiş.
Sonunda al ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııııış çalışmış. Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş, daha çok gübre ile ilaç gerekiyormuş. Ama tavuğumuz sonunda çok varlıklı olacağını düşleyerek dayanmış. Sonunda hasat günü gelmiş, gerçekten de tavuk çok ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına seslenmiş:
"- Kahveleri satmama kim yardım edecek?"
Ördek:
"- Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek için benim yapımevime getirmelisin."

Domuz:
"- Ben de yardım edemem, doğrusu her önüne gelen kahve ektiği için kahve değerleri çok düştü, senin kahven beş para etmez."

Fare:
"- Ben bu işlerden anlamam, ayrıca artık sana verdiğim borçları ödemen gerekir."

Sonunda al ibikli küçük tavuk gerçeğin ayrımına varmış, buğday yerine kahve ekmenin büyük bir yanlış olduğunu anlamış, borç içinde imiş, yiyecek tek bir lokması yokmuş. Açlıktan ölmemek için yine yardım istemiş:

"- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek?"

Ördek:
- Ben yardım edemem, senin hiç paran yok."

Domuz:
"- Ben de yardım edemem, doğrusu herkes kahve ektiği için buğday eken de kalmadı, yiyecek yok."

Fare:
"- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada
boğaz tokluğuna çalışıp, benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim.

Şimdilerde bizim al ibikli küçük tavuğumuz, artık farenin olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor.(Bir e-postadan)

Kaynak : İngiltere de ilkokullarda okuma kitabı olarak okutulan "The Little Red Hen" kitabı.