/* BURADAN */ /* BURAYA */

29 Eylül 2015

CEMAAT YAZARI BAHRİ ŞENKAL YAZDI...


SEVGİLİ CHP’LİLER, SOLCULAR, KEMALİSTLER
SİZLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM
LÜTFEN HAKKINIZI HELAL EDİNİZ..
Cemaat yazarı Bahri Şenkal bir yazı yazmış ki.. İşte o yazıdan birkaç satır:
“-Şimdi yaşayarak anladık ki; dindar insanların çoğunun din ile iman ile bir ilgileri yokmuş!.”
“-Dindar insanların dinimizin olmazsa olmazı olan “Hak ve hukuk” ile bir ilgileri yokmuş!.”
“-Dindarların, dinimizin insanı “insan” yapan, Müslümanı “Müslüman” yapan, “Şefkat, merhamet, nezaket, adalet ve empati “ ile hiçbir ilgileri yokmuş!..”
“-Dindarların din dedikleri İslam dini değil, tam anlamıyla bir dağ kanunuymuş!..”
“-Dün sizlerin ısrarla savunduğu gibi her şeyden önce ADALET’miş.. ama biz dini sadece İBADET zannediyorduk!..”
Bence siz; Bahri Şenkal’ın yazısını üşenmeyin, hepsini okuyun..
*****
İşte o yazının tamamı
CHPLİLERDEN SOLCU VE KEMALİSTLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM!..
Sevgili CHP’li, solcu ve Kemalistler!..
Sizlerden şahsım adına özür diliyorum!..
Sizlerden samimi dindar ve muhafazakar insanlarımız adına özür diliyorum!..
Milletimiz adına özür diliyorum.!..
Cumhuriyet adına özür diliyorum!..
Demokrasi ve laiklik adına özür diliyorum!..
İnsanlık ve insan hakları adına özür diliyorum!..
Hak, hukuk, adalet adına özür diliyorum!..
Özgürlük adına özür diliyorum!..
Özür diliyorum zira biz sizleri anlayamamışız!..
Sizler bizlere, “Gerici, yobaz, bağnaz, geri kafalı” derken anlatmak istediğiniz şeyler varmış ama bizler anlayamıyormuşuz!..
Bizlere “dinci “ derken anlatmak istediğiniz şeyler varmış ama biz önyargılarımızdan dolayı anlayamıyormuşuz!..
Ya da anlamak istemiyormuşuz!..
“Biz de Müslümanız!” derken sizi kabullenmek istemiyormuşuz!..
“İnancımız bizim içimizde” derken söylemek istediğinizi düşünemiyormuşuz!..
“Din Allah ile kul arasında kimseyi ilgilendirmez!” derken ne demek istediğinizi anlamak istemiyormuşuz!..
“Cami yapacağınıza okul yapın, uygar insanlar yetiştirin!” derken ne demek istediğinizi ancak şimdi anlayabiliyoruz!..
Evet, genel anlamda biz dindarlar gerçekten “Gerici ve yobazmışız!”
Dindar insanları öcü gibi göstermek isterken gerçekten haklıymışsınız!..
Evet, çok şükür sizleri nihayet anlayabiliyoruz!..
Bizim içimizdeki o canavar ruhu biz fark edemiyormuşuz ama siz hissediyormuşsunuz!..
Belki de yaşadığınız şeyler vardı!..
Yok yok, mutlaka yaşadığınız şeyler vardı ama biz onları görmek istemiyorduk!..
Görmek istemiyorduk zira taraftar mantığıyla hareket ediyorduk!..
Öz eleştiri yapmıyorduk!..
Şimdi yaşayarak anladık ki dindar insanların çoğunun din ile iman ile bir ilgileri yokmuş!..
Dindar insanların dinimizin olmazsa olmazı olan “Hak ve hukuk” ile bir ilgileri yokmuş!..
Dindarların, dinimizin insanı “insan” yapan Müslümanı “Müslüman” yapan “Şefkat, merhamet, nezaket, adalet ve empati “ ile hiçbir ilgileri yokmuş!..
Dindarların din dedikleri İslam dini değil tam anlamıyla bir dağ kanunuymuş!..
Belki siz de masum değilsiniz!..
Belki sizin taraf da şimdikilerin yaptığına benzer zulümler yaptınız!..
Belki samimi dindarlarla münafıkları aynı kefeye koydunuz!..
Belki siz de yargısız infazlar yaptınız!..
Aslında belkisi yok, yaptınız ya da sizler adına içinizden birileri yaptı, ama ben inanıyorum ki bunlar kadar yapmadınız!..
Siz ne kadar zulmetseniz de yine de bizleri az çok dinliyordunuz!.
Bunlar hiç dinlemiyorlar!..
Bunlar kendileri gibi aynı camiye gidenleri aynı kıbleye yönelenleri, aynı secdeye eğilenleri bile dinlemiyorlar!..
Dinlemek bir yana insan yerine hatta canlı yerine bile koymuyorlar!..
Sizler bizle kavga etseniz, zulmetseniz bile bizim varlığımızı kabul ediyordunuz!..
Bunlar hiç kabul etmiyorlar!..
Tamamen yok sayıyorlar!..
Evet, sizler de zulmediyordunuz ama bunlar kadar “Küfür, hakaret ve iftira” etmiyordunuz!..
Bizler sizlere belki “Dinsiz, imansız” diyorduk ama sizlerin de değerleri varmış!..
Belki sizler de tam anlamıyla cumhuriyetçi değildiniz!..
Belki tam anlamıyla demokrat da değildiniz!..
Belki gerçek anlamda laik düşünceli de değildiniz!..
Ama her şeye rağmen değerleriniz vardı!..
Bunların hiçbir değeri yok!..
Sizler hakka, hukuka çok dikkat ederdiniz ama biz bunu bile yanlış anlardık!..
Hak, hukuk gibi dini ve evrensel değerleri bile size yakıştıramıyorduk!..
En güzel değerleri bile ideolojik buluyor ve küçümsüyorduk!..
Dün sizlerin ısrarla savunduğu gibi her şeyden önce “adalet”miş ama biz dini sadece “ibadet “ zannediyorduk!..
Evet, sevgili Chpli, solcu ve Kemalist kardeşlerim. Sizlerin bize öğretemediklerini ya da yanlış yönetmeler kullanarak öğretemediklerinizi Allah bize yaşatarak öğretti..
Sizlerden tekrar özür diliyorum!..
Lütfen hakkınızı helal ediniz!..

Alıntı

23 Eylül 2015

AKP ik­ti­da­rı 13 yıl­lık ik­ti­da­rı bo­yun­ca Cum­hu­ri­yet dö­ne­mi­nin bü­tün bi­ri­kim­le­ri­ni sa­tıp sa­vur­du.




İsmail ŞAHİN / SÖZCÜ
Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğan “mil­li ve yer­li ve­ki­l” is­ti­yor, Baş­ba­kan Da­vu­toğ­lu mey­dan­lar­da “Tür­ki­ye­’de her şey mil­li ve yer­li ola­ca­k” di­yor. Eko­no­mi­de ya­şa­nan­lar ise bam­baş­ka şey­ler söy­lü­yor… Özel­leş­tir­me­ler yo­luy­la Tür­ki­ye­’nin en bü­yük ka­mu ku­ru­luş­la­rı sa­tıl­dı. Stra­te­jik öne­me sa­hip çok sa­yı­da­ki ku­ru­luş­ta ulus­la­ra­ra­sı şir­ket­ler söz sa­hi­bi ol­du.
2005’te TÜRK TE­LE­KO­M’­un yüz­de 55’i Arap ser­ma­ye­si Ojer Te­le­ko­m’­a, TÜP­RA­Ş’­ın yüz­de 51’i 4.1 mil­yar do­la­ra İn­gi­liz Shell- Koç or­tak­lı­ğı­na sa­tıl­dı. 2006’da PET­Kİ­M’­in yüz­de 51’i 2 mil­yar do­la­ra Azer So­ca­r’­a, TE­KE­L’­in 6 adet si­ga­ra fab­ri­ka­sı 1.7 mil­yar do­la­ra Hol­lan­da mer­kez­li Bri­tish&Ame­ri­can To­bac­co­’ya sa­tıl­dı. TE­KE­L’­in iç­ki bö­lü­mü­nü 2003’te alan yer­li Mey, 3 yıl son­ra al­dı­ğı fi­ya­tın 2,5 ka­tı­na his­se­le­ri AB­D’­li fon TPG’­ye dev­ret­ti. Fon 5 yıl son­ra Me­y’­i özel­leş­tir­di­ği fi­ya­tın yak­la­şık 10 ka­tı fi­ya­ta İn­gi­liz Di­age­o şir­ke­ti­ne sat­tı.
ASLAN PAYI YABANCI YATIRIMCILARIN
TÜP­RA­Ş’­ın yüz­de 14.76’sı, THY’­nin yüz­de 26’sı, PET­Kİ­M’­in yüz­de 25’i, Halk Ban­ka­sı­’nın yüz­de 17’si, Te­le­ko­m’­un yüz­de 9’u bor­sa­da ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­ra sa­tıl­dı. Ay­rı­ca AKP hü­kü­me­ti dö­ne­min­de ka­mu­nun sa­hip ol­du­ğu li­man­lar, elek­trik da­ğı­tım şir­ket­le­ri, araç mu­aye­ne is­tas­yon­la­rı ve fab­ri­ka­lar özel­leş­tir­me iha­le­le­ri yo­luy­la ya­ban­cı­la­rın eli­ne geç­ti. Öte yan­dan, Ta­sar­ruf Mev­du­atı Si­gor­ta Fo­nu da el ko­nu­lan ban­ka­la­rın sa­hip­le­ri­ne ait şir­ket­le­ri de ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­ra sat­tı. TEL­Sİ­M’­i İn­gi­liz­ler, Di­gi­tur­k’­ü iha­le­siz Ka­tar­lı­lar alır­ken, Fo­n’­un elin­deki rad­yo­lar, fab­ri­ka­lar vb. İş­let­me­ler ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­la­rın ol­du.
BANKALARIN YARISI YABANCILARIN
Son 13 yıl­da ya­ban­cı şir­ket­ler baş­ta ka­mu ku­ru­luş­la­rı ol­mak üze­re, fi­nans­tan ener­ji­ye, sağ­lık­tan eği­ti­me, pe­ra­ken­de­den gı­da­ya ka­dar birçok sek­tör­de ağır­lı­ğı­nı ar­tır­dı. Bankacılık sektörünün yüzde 50′si, sigortacılık sektörünün yüzde 70′i yabancı şirketlerin kontrolüne geçti. İlaç pa­za­rın­da ha­li ha­zır­da 106 ya­ban­cı şir­ket var ve pa­zar pay­la­rı yüz­de 70 dü­ze­yin­de. Akar­ya­kıt sek­tö­rün­de­ki ya­ban­cı­la­rın pa­yı yüz­de 65, do­ğal­gaz­da yüz­de 15 olur­ken, 2008’de sı­fır olan elek­trik pi­ya­sa­sın­da­ki ya­ban­cı ser­ma­ye pa­yı, ya­pı­lan özel­leş­tir­me­le­rin ar­dın­dan yüz­de 20 se­vi­ye­si­ne çık­tı.
İşte yıl yıl yabancıya ve yandaşa peşkeşin listesi
2003
KAYSERİ’de­ki Tak­san, Bo­lu Ge­re­de­’de­ki Ger­kon­san, SE­KA­’nın Ba­lı­ke­sir, Af­yon, Kas­ta­mo­nu, Ak­su ve Çay­cu­ma iş­let­me­le­riy­le Ta­şu­cu ter­sa­ne ala­nı, TE­KE­L’­in ka­ya tu­zu te­sis­le­ri, Çeş­me, Ku­şa­da­sı, Trab­zon ve Di­ki­li li­man­la­rı, Sü­mer Hol­din­g’­in Me­ri­nos Ha­lı Mar­ka­sı ve Adı­ya­man İş­let­me­si, Tür­ki­ye Zi­ra­i Do­na­tım Ku­ru­mu­’nun Sa­kar­ya iş­let­me­si, İş Ban­ka­sı C, Ar­çe­lik, To­faş, Ün­ye Çi­men­to ve Tür­ki­ye Kal­kın­ma Ban­ka­sı­’na ait ka­mu­nun elin­de­ki his­se­ler­le 277 adet ta­şın­maz, 103 ar­sa ve 90 adet loj­man;
2004
TE­KE­L’­in al­kol­lü iç­ki­ler bö­lü­mü, Es­ki­şe­hir Do­ğal­gaz Şir­ke­ti (Es­gaz), Art­vin Mur­gul ile Kas­ta­mo­nu Kü­re­’de ba­kır ma­de­ni çı­ka­rıp iş­le­yen Eti Ba­kır, Si­vas ve
Ma­lat­ya­’da­ki Div­ri­ği He­kim­han Ma­den İş­let­me­le­ri, Bur­sa Do­ğal­gaz Şir­ke­ti (Bur­sa­gaz), Amas­ya Şe­ker Fab­ri­ka­sı, Kü­tah­ya Tav­şan­lı­’da­ki Eti Gü­müş, Ela­zı­ğ’­da­ki Eti Krom, An­tal­ya­’da­ki Eti Elek­tro­me­ta­lur­ji iş­let­me­le­ri, Ça­ye­li Ba­kır İş­let­me­le­ri, Kü­tah­ya Şe­ker Fab­ri­ka­sı, Tür­ki­ye Güb­re Sa­na­yi şir­ke­ti­ne ait Gem­lik ve İs­tan­bu­l’­da­ki fab­ri­ka­la­rı ile Kü­tah­ya Güb­re Var­lık­la­rı ve Şan­lı­ur­fa de­po­la­rı ara­zi­si, Sü­mer Hol­din­g’­in Ma­lat­ya, Ba­kır­köy ve Di­yar­ba­kır iş­let­me­leri, SE­KA­’nın Ka­ra­ca­su, Ar­da­nuç ve Ak­kuş iş­let­me­le­riy­le An­ka­ra Alım Sa­tım Mü­dür­lü­ğü bi­na­sı, EBÜ­AŞ’­ın Sam­sun So­ğuk Ha­va De­po­su, Ma­ni­sa Kom­bi­na­sı ve ar­sa­sı, Sü­mer Hol­din­g’­e ait Or­ta­do­ğu Tek­no­park şir­ke­ti, Ça­nak­ka­le De­ri, Ma­lat­ya ve Tü­mo­san iş­let­me­le­ri, Tür­ki­ye De­mir Çe­lik İş­let­me­le­ri­’ne ait Kal­kın­ma Ban­ka­sı his­se­le­ri, TE­KE­L’­in Tuz­lu­ca ve Se­ki­li tuz­la­la­rı, Bur­sa İnel­gö­l’­de­ki Kib­rit Fab­ri­ka­sı, Ka­da­de­niz Ba­kır İş­let­me­le­ri­’nin Sam­sun İş­let­me­si, Tür­ki­ye De­niz­ci­lik İş­let­me­le­ri­’ne ait An­ka­ra ve Sam­sun fe­ri­bot­la­rı, THY’­nin 126 mil­yon do­lar­lık his­se­si­ ile 375 adet ta­şın­maz ve loj­man;
2005:
TÜRK Te­le­kom, TE­KE­L’­in si­ga­ra bö­lü­mü, İs­tan­bul Ata­köy Tu­rizm, Ata­köy Otel­ci­lik, Ata­köy Ma­ri­na ve Yat İş­let­me­le­ri, Kon­ya Sey­di­şe­hi­r’­de­ki Eti Alü­min­yum Fab­ri­ka­sı, Kıb­rıs Türk Ha­va Yol­la­rı şir­ke­ti, Ada­pa­za­rı Şe­ker Fab­ri­ka­sı, Tür­ki­ye De­niz İş­let­me­le­ri­’nin Ka­ra­de­niz ve Tu­ran Emek­siz ge­mi­le­ri ile şe­hir hat­la­rı hiz­met­le­ri ve ge­mi­le­ri, TE­KE­L’­in Kris­tal Tuz Ra­fi­ne­ri­si ile Ka­ğız­man Tuz­la­sı, Sü­mer Hol­din­g’­in İs­tan­bul İmar Şir­ke­ti, Bey­koz İş­let­me­si, ma­ki­na ve teç­hi­zat­la­rı, Tür­ki­ye Güb­re Sa­na­yi­’nin Sam­sun Güb­re Fab­ri­ka­sı ve Or­du Fat­sa ile Te­kir­dağ de­po­la­rı, DSİ, Ba­yın­dır­lık Ba­kan­lı­ğı ve Ka­ra­yol­la­rı­’nın Kay­se­ri Er­ci­ye­s’­te­ki sos­yal te­sis­le­ri, Sü­mer Hol­din­g’­in Asel­sa­n’­da­ki his­se­si, Sa­rı­ka­mış ve Ter­can iş­let­me­le­ri, Ye­şi­lo­va Ha­lı ve Bat­ta­ni­ye Fab­ri­ka­sı, Emek­li San­dı­ğı­’nın Ku­şa­da­sı Ta­til Kö­yü ile İs­tan­bul Hil­ton Ote­li, THY’­nin USA­Ş’­ta­ki his­se­si, TOP­RAŞ ve PET­Kİ­M’­de­ki ka­mu his­se­le­ri­nin bir bö­lü­müy­le 120 ta­şın­maz ile 41 adet ar­sa;

2006
TÜP­RAŞ, Er­de­mir, Ba­şak Si­gor­ta ve Ba­şak Emek­li­lik, TE­KE­L’­in Ka­ya­cık, Yav­şan ve Kal­dı­rım tuz­la­la­rı, TE­KE­L’­in ikiz ku­le­ler ola­rak bi­li­nen An­ka­ra Baş­mü­dür­lük Bi­na­sı ve Bod­rum te­sis­le­ri, Emek­li San­dı­ğı­’nın baş­kent­te­ki Bü­yük An­ka­ra Ote­li ve Kı­zı­lay Emek İş­ha­nı, İz­mi­r’­de­ki Bü­yük Efes Ote­li, İs­tan­bu­l’­da­ki Bü­yük Ta­rab­ya Ote­li, Tür­ki­ye De­niz­ci­lik İş­let­me­le­ri­’nin Ya­kıt-2 ge­mi­si, Ça­nak­ka­le Şe­hir Hat­la­rı Hiz­met­le­riy­le 9 ge­mi­si, THY’­ye ait ka­mu his­se­le­ri­nin bir bö­lü­müy­le 350 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;
2007
TCDİ- De­ve­ci Ma­den Sa­ha­sı İş­let­me Hak­kı, TCDD Mer­sin Li­ma­nı, KGM İs­tan­bul Le­vent Ar­sa­sı, Sü­mer Hol­ding- BU­MAS, Araç Mu­aye­ne İs­tas­yo­nu­nun 1.-2. böl­ge­si, Emek­li San­dı­ğı Mül­ki­ye­ti Bur­sa Çe­lik Pa­las Otel, Tür­ki­ye Halk Ban­ka­sı, 245 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;
2008
Pet­kİm Pet­ro­kim­ya Hol­ding A.Ş., Sü­mer Hol­ding NİT­RO-MAK Ma­ki­ne Kim­ya Nit­ro No­bel Kim­ya Sa­na­yi A.Ş.’nin yüz­de 33.5 his­se­si, Te­kel ve Si­ga­ra Sa­na­yi­i İş­let­me­le­ri ve Ti­ca­re­ti A.Ş., An­ka­ra Do­ğal Elek­trik Üre­tim ve Ti­ca­ret A.Ş.’nin 9 san­tra­li, Te­kel ve Si­ga­ra Sa­na­yi İş­let­me­le­ri’­ne ait Pi­po ve Nar­gi­le Mar­ka­la­rı, Türk Te­le­ko­mü­ni­kas­yon ve 196 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;

2009
TE­DAŞ Baş­kent Elek­trik Da­ğı­tım A.Ş., TE­DAŞ Sa­kar­ya Elek­trik Da­ğı­tım A.Ş., TE­KEL Kas­ta­mo­nu Jüt İp­li­ği Fab. Ma­ki­ne ve tec­hi­za­tı, TE­DAŞ Kon­ya Me­ram Elek­trik Da­ğı­tım A.Ş. ve 140 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;
2010
TCDD’­nin Sam­sun ve Ban­dır­ma li­man­la­rı, TE­KE­L’­in Ça­mal­tı ve Ay­va­lık tuz­la­la­rı, Es­ki­şe­hir Os­man­ga­zi, Çam­lı­bel, Ulu­dağ, Ço­ruh, Ye­şi­lır­mak ve Fı­rat elek­trik da­ğı­tım şir­ket­le­ri, Sü­mer Hol­din­g’­in An­tal­ya Ba­rit ve Mer­sin Ta­şu­cu iş­let­me­le­riy­le 205 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;
2011
Bay­burt, Çe­miş­ge­zek, Gir­le­vik, Bün­yan, Ça­mar­dı, Pı­nar­ba­şı, Sı­zır, İz­nik, De­re­köy, İne­göl, Cer­rah, Mus­ta­fa­ke­mal­pa­şa, Su­uç­tu, Çağ Çağ, Ot­lu­ca, Ulu­de­re, Adil­ce­vaz, Ah­lat, Ma­laz­girt, Var­to, De­ğir­men­de­re, Ka­ra­çay, Ku­zu­cu­lu, Tu­run­ço­va, Fi­ni­ke, Ka­ya­di­bi, Bes­ni, Der­ne, Er­ke­nek, Ker­nek ve Ko­va­da 1-2 akar­su san­tral­le­ri, İs­ken­de­run Li­ma­nı, Trak­ya Elek­trik Da­ğı­tım şir­ke­tiy­le 195 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;
2012
ACI­SEL­SA­N’­ın yüz­de 77 his­se­si, PET­Kİ­M’­in yüz­de 10 his­se­si, Kay­se­ri Elek­tri­k’­in yüz­de 20 his­se­si, Bey­ko­z’­da­ki is­ke­le ve rıh­tım, Halk Ban­ka­sı­’nın yüz­de 24 his­se­siy­le 192 adet dai­re, ar­sa ve ta­şın­maz;
2013
Ga­la­ta­port, Ha­mi­ta­bat Elek­trik Üre­tim ve Tic. A.Ş., İs­tan­bul Ana­do­lu Elek­trik, Bo­ğa­zi­çi Elek­trik, To­ros­lar Elek­trik, Aras­lar Elek­trik, Dic­le Elek­trik, Van­gö­lü Elek­trik, Se­yi­tö­mer ve Kan­gal Elek­trik San­tral­le­ri,  Ye­di­te­pe Bey­nel­mi­lel Otel­ci­lik ve Tu­rizm Tic. A.Ş.’nin yüz­de 15 D gru­bu, yüz­de 11 E gru­bu his­se­si, TE­DA­Ş’­ın Te­kir­dağ, Muğ­la, Bi­le­cik, Düz­ce, İs­tan­bul, De­niz­li, Ko­ca­eli­’­de­ki çok sayıda ta­şın­maz­;
2014
Mil­li Pi­yan­go­’nun şans oyun­la­rı­nın özel­leş­ti­ril­me­si iha­le­si 2015 yı­lı­na sark­tı.  Ke­mer­köy ve Ye­ni­köy Ter­mik San­tral­le­ri, Ke­mer­köy Li­man Sa­ha­sı. Ya­ta­ğan Ter­mik San­tra­li, TE­DAŞ, TDİ ve Ma­li­ye­’nin çok sa­yı­da­ki ta­şın­ma­zı;

KARADUTUM – Bedri Rahmi Eyüboğlu


1949’da bir gün İstanbul Büyük Kulüp’teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı:
“Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın”…
Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü.
Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu… Çünkü şiirde “kadınım, kısrağım, karımsın” dediği kadın, karısı değildi.
Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan…
“Kara saplı bıçak gibi”
Mari, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan şair – ressamın sinesine, “kara saplı bir bıçak gibi” saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari’nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.
Yorgun yürek
“Karadut”, 1946’da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı. Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi’nden Mari Gerekmezyan’ın ölüm haberi geldi.
Bedri Rahmi yıkılmıştı. Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı. O dönem içkiye başladı ünlü şair…
Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:
“Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim, yoruldu.”
Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu.
Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.
Başardığını sanıyordu.
Ta ki Büyük Kulüp’teki o geceye kadar…
“Karadut”u okurken, Bedri Rahmi’nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı. Bunun üzerine Eren, bir süre Paris’te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta “o gece”yi hatırlattı:
4 Ocak 1950 – PARiS
“Canuşkam,
Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti.
Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri’nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.
Eren.”
‘Buna katlandımsa.’
Bu dualar işe yaradı.
Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.
1974’teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler. Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu.
“Babanı uğurladık” dedi, “Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir.”


KARADUTUM…

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.
Sigara paketlerine resmini çizdiğim
Körpe fidanlara adını yazdığım
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sıla kokar, arzu tüter
Ilgıt ılgıt buram buram.
Ben beyzade, kişizade,
Her türlü dertten topyekün azade
Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
Durup dururken yorulan
Kibrit çöpü gibi kırılan
Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum
Netmiş, neylemiş, nolmuşum
Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sensiz bana canım dünya haram olsun.
Alıntı

02 Eylül 2015

ÖZEL HASTANEDE MUAYENE OLAMAYAN TÜM SOSYAL GÜVENCESİ OLANLARIN, EMEKLİLERİN DİKKATİNE

                    



Sosyal güvencesi olanlar, emekliler...

Çok önemli... dikkat!..

Herhangi bir özel hastaneye gittiğinizde muhtemelen sizden fazla para alacaklar. oysa SGK ile ( SSK, BAĞKUR,  EMEKLİ SANDIĞI gibi) anlaşması olan özel hastanelerin alması gereken para belli ve çok az bir miktardır.

Aynı zamanda teşhis aşamasında istenen tahlil, film gibi işlemler için ise 1 kuruş bile talep edemezler. Bütün bunlara rağmen eğer sizden gerek muayene, gerekse tahlil veya filmler için para istenirse ödemenizi kredi kartı ile yapın, ayrıntılı fatura istediğinizi belirtin ve mutlaka faturanızı alın.

Muayene veya tedavinizi olun. İşiniz bitince elinizdeki belgelerle her hastane içinde bulunan hasta hakları veya müşteri ilişkileri bölümüne giderek sizden fazla tahsil edilmiş olan parayı talep edin. Ödememek için bir sürü bahane sıralayabilirler. Konudan gerçekten haberiniz var mı, yok mu ? onu anlamaya çalışabilirler.

Sakın geri adım atmayın ve eğer paranızı geri vermezlerse SGK' ya şikayet edeceğinizi söyleyin. şikayet durumunda her işlem başına 5 bin TL ceza ödemek zorunda kalacaklardır. Onlar bu cezayı ödemek yerine emin olun ki size paranızı seve seve geri vereceklerdir.

Ve sakın bir daha aynı hastaneye gitmekten de çekinmeyin.. Madem ki SGK ile anlaşmışlar kurallara uymaları gerektiğini biliyorlar,  işlerine gelmiyorsa anlaşmayı iptal etsinler.

Bunu da onlara söyleyin. Ben bu haberi ilk duyduğumda tereddüt etmiştim ancak 950 TL lık işlemin 900 TL sini geri alınca inanmanın ötesinde çok da sevindim. Yaklaşık 4 aydır aynı hastanede işlerimi yaptırıyorum, hepsi de beni tanıyor artık. Vezne başına gidince işlemleri ona göre yapıyorlar. Sessiz ve sakin. Başkaları duymasın diye.

"Zulme sessiz kalmak da zalimliktir." Fikrinden yola çıkarak Bu bilgileri paylaşmayı görev bildim.