/* BURADAN */ /* BURAYA */

24 Ağustos 2011

ÖMÜR... .ERDEM

Yılmaz Özdil
23 Ağustos 2011


Hakkâri’de “9 şehit var” dediler, tek tek isimlerini açıkladılar, Yozgat şehidi için cenaze töreni tertiplediler, vali filan geldi, son anda “sizin şehitle ilgili bulguya rastlanmadı” dediler.
*
Bir hafta geçti kardeşim.
Şehit kayıp.
*
Hal böyleyken…
İçişleri Bakanımız dün öğle saatlerinde açıklama yaptı, “cesedi bulundu” dedi. Akşama doğru bi açıklama daha yaptı, “bulunan ceset parçaları ona ait değil” dedi.
*
Şehide “ceset”, şehit uzuvlarına “ceset parçası” diyen ilk içişleri bakanı olarak tarihe geçti.
*
Üstelik, bu satırların yazıldığı an itibariyle, “kimliği belli” şehidimiz kayıp, “kimliği belirsiz” bir şehidimiz fazla… Ya da, bazı şehitleri eksik parçalarla(!) gönderdiler memleketlerine.
*
Bakın, hazır “uzuv-parça” filan demişken, hadi gelin, aynı Hakkâri’de “gazi” olup, Ayedaş’ın sayacını “parça”layarak devlete zarar veren Ömür’le ilgili gelişmeleri aktarayım size…
*
Hatırlarsınız, geçenlerde yazmıştım… Mayına denk gelen, şakağına şarapnel saplanan, kör olan, beyninde hasar oluştuğu için parkinson’a yakalanan, konuşmakta güçlük çeken gazimiz.
*
Evlere temizliğe giderek “gazi” evladına bakmaya çalışan anacığıyla yaşıyordu. Kira evlerine elektrik bağlanması için Ayedaş’a gitmiş, gazilere tanınan yüzde 50 indirimden faydalanmak istediğini anlatmaya çalışmış, titrediği ve heceleye heceleye konuşabildiği için banko memuru sıkılmıştı… “Evrakların eksik” diye kestirip atılınca, tartışma çıkmış, o sırada bankoda duran elektronik sayaç kırılmış, güvenlik görevlisi boğazına sarılmış, bayılmış, hastanelik olmuştu.
*
Yedi ay sonra…
Kapıları çalınmış, mahkeme celbi gelmişti. Elektronik sayacı kırarak devlet malına zarar vermekten dava açılmış, üç yıla kadar hapsi isteniyordu!
*
Ahali evinde esneye esneye poposunu kaşısın diye, Hakkâri dağlarında gözünü, beynini, sinir sistemini hayatının geri kalan bölümünü bırakan gazi…Devlete zarar vermişti yani.
*
Hatırladınız di mi?
Hatırladığınızı şuradan biliyorum… Bana her gün gelen “mail” sayısını yazmaya utanırım ama, bu istisna, 100 binin üzerinde elektronik posta göndermiştiniz. Maddi-manevi destek vermek için Ömür’ün adresini, telefonunu veya banka hesap numarasını istiyordunuz.
*
Kısa süre sonra anladım ki, Ayedaş’a da yağdırmışsınız… Kiminiz “sayacın parasını şu şu numaralı kredi kartımdan çekin” demişti, kiminiz “hesap numarası verin, kaç paraysa yatırayım” demişti… Kiminiz de kısaca Ayedaş yetkililerinin hatırını(!) sormuştu.
*
Ayedaş komaya girdi.
*
Anında tornistan…
Dava geri çekildi.
*
(Hazirandaydı ilk duruşma… Ayedaş avukatları çekildiklerini bildirdiler. Nöbetçi hâkim baktığı için, kasıma erteledi. Kasımda asıl hâkim gelecek, bu ayıba son verecek.)
*
Bitmedi…
*
Vatanı milleti için canını ortaya koyan her gazi gibi, onuruna çok düşkün bir kahraman Ömür… Kendini acındırıyormuş durumuna düşmek istemiyor. Bu yüzden, adresini, telefonunu kimseye vermedim. Buna rağmen, buldunuz Ömür’ün adresini telefonunu.
*
Kiminiz 300 lira verdi zorla, kiminiz 3 bin lira… Para yağdı. Kiminiz mahalleye yetecek kadar gıda kolisi gönderdi, kiminiz “gel benim evimde kal” teklifinde bulundu.
*
Bizim için feda ettiği gözlerine, hayatına karşılık sadece 1450 lira maaş alan Ömür yalvarıyordu, abi gözünü seveyim köşende yaz, göndermesinler artık diye…
Yazmadım.
*
Şimdi yazıyorum.
Çünkü…
*
İşadamı Zeynel Abidin Erdem, avukatları aracılığıyla iz sürdü, Ömür’ün adresini buldu, “üç sene beş sene, kaç seneyse, kiranı ben ödemek istiyorum” dedi. Kabul ettiremedi.
*
(Kardeşiyle birlikte, bu ülkeden kazandığını bu ülkenin evlatlarına harcayan hayırseverlerimizdendir Zeynel Abidin Erdem… Yazıyorum diye rahatsız olacak eminim ama, her şehit düşen evladımızın ailesine ciddi miktarda para yardımı yapar. Bilinsin istemez. 800 küsur çocuk okutur. Her sene 10 bin vatandaşımıza gıda-giyecek yardımında bulunur.)
*
Sohbet sırasında Ömür’ün en büyük hayalinin “Akçay” olduğunu öğrendi Zeynel Abidin Erdem… Gazi olmadan önce, bir defa gezmeye gittiğini, hep oranın hayalini kurduğunu, oraya yerleşip, orada çalışıp, orada evlenmeyi düşlediğini öğrendi. Sarıldı, öptü, ayrıldı yanından…
*
Gitti işyerine, avukatını çağırdı, “Akçay’a gidiyorsun” dedi.
*
Bastı marşa, Balıkesir Edremit’e bağlı şirin beldemiz Akçay’a gitti avukat, emlakçıları gezdi, üç katlı bi apartmanın bahçe katını beğendi, hem engelli gaziye uygun düzayak, hem yeşillikler içinde… Aradı patronu, tarif etti, hemen dedi patron, pazarlık etme, al… Aldılar evi… Tapusu, gazi Ömür Gezdiren’in adına yapıldı… Buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, halı, bir evde ne gerekiyorsa onlar, tamamlandı… Ve, götürüp teslim etti tapuyu gazi’ye, güle güle otur evladım, bu da telefon numaram, bi ihtiyacın olursa, her zaman.
*
Başta Zeynel Abidin Erdem… Tüm okurlarıma yürekten teşekkür ederim, Allah hepinizden razı olsun. Elbette elimde “sevap sayacı” yok ama, mübarek ramazan, sırf Ömür’ün annesinden aldığınız dualarla, Somali’yi doyurmuş kadar sevap kazandığınızdan eminim.
*
Ve, söylemeden edemeyeceğim.
*
Bu memleketin çakıl taşının bile el âleme satılmasına karşıyım… Ayedaş’ın ise, mutlaka yabancıya satılmasını istiyorum. Amerikalı, Japon, İtalyan, hangisi olursa… Hiçbir yabancı devletin, milleti için canını ortaya koyan gaziye bu muameleyi reva göreceğini sanmıyorum.

01 Ağustos 2011

Sayaçlar ölmez vatan bölünmez


 Sayaçlar ölmez vatan bölünmez

HaberlerYılmaz Özdil
30 Temmuz 2011

13 şehidin tabur komutanı ve bölük komutanı görevden alındı.
*
Diyeceksiniz ki,
niye?
*
13 sene önce…
*
Hakkâri’de.
Ömür Gezdiren, ömrünün en güzel günlerini terörist peşinde gezdiriyordu.

*
Mayın patladı. Şakağına şarapnel saplandı. Surat darmadağın.Düştü. Kucakladılar, helikopter, Gata, ameliyat üstüne ameliyat, aylarca koma. Kefeni yırttı.
Gözlerini açtı ki, kör.

*
Taburcu oldu, poşet dolusu ilaçla. Beyinde hasar oluşmuştu. Sinir sistemi haşat. Bir sene sonra parkinson’a yakalandı. Konuşmakta güçlük çekiyor, vücudu zangır zangır titriyordu.
*
Hani her pusudan, her çatışmadan sonra şehitlerin tek tek isimleri verilir de, yaralılar kısaca “şu sayıda yaralı” diye geçiştirilir ya. İşte o isimsiz “sayı”lardan biriydi.
*
Baba yok. Kardeş yok. Hayattaki tek varlığı anacığının yanına yerleşti. Ana, evlere temizliğe filan gidiyor, evlada bakmaya gayret ediyordu. Gelir üç kuruş, kiralar ha bire zamlanır, mecburen o kira evinden bu kira evine taşına taşına hayata tutunmaya çalışıyorlardı.
*
Yedi ay önce gene yeni bi eve geçtiler. Elektrik bağlanması için Ayedaş’a gittiler. “Gazi” olduğunu, devletin gazilere tanıdığı yüzde 50 indirimden faydalanmak istediğini anlatmaya çalıştı.Görmüyor, heceleye heceleye konuşabiliyor, üstüne titriyor…
Banko memuru sıkıldı!
*
“Evrakların eksik” diye kestirip attı. “Nesi eksik” demeye kalmadı, güvenlik görevlisi damladı iyi mi, diyaloğa maydonoz oldu… Zifiri karanlık yaşayan Gazi’nin görme engelli olduğunu kavrayamayan, titreyen kollarını da kontrolsüz şekilde oynatmasına anlam veremeyen güvenlik görevlisi, kasabanın şerifi havalarına girdi, elini belindeki silaha atarak, sorun çıkarma diye bağırdı. Anne çığlığı bastı. Gazi panikledi, anasını koruma içgüdüsüyle sese doğru hamle yaptı, bankodaki elektronik sayaca çarptı, sayaç düştü, kırıldı. Güvenlik görevlisi saldırdı, Gazi’nin gırtlağına sarılarak yere serdi. Gazi bayıldı.
*
Her şey 8-10 saniye içinde gerçekleşmiş, etraftaki vicdan sahibi insanlar müdahale edene kadar iş işten geçmişti. Ambulans… Apar topar Üsküdar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
*
Boynunda ve sırtında ezikler oluşmuştu. Asabı oynamış, bedensel çaresizliğinden krize girmişti, bayılma sebebi buydu. O gece orada tuttular.
Ertesi sabah taburcu oldu.
*
Evlerine gittiler. İki gün sonra, kapı çalındı, Ayedaş’tan gelmişlerdi, evrak mevrak istemeden yüzde 50 indirim uygulanmaya başlandı… Burası Türkiye, buna şükür dediler, unuttular.
*
Yedi ay sonra…
Kapı gene çalındı.
Postacı ellerine tutuşturdu.
*
Açtılar zarfı…
Ana okudu, Gazi dinledi.
*
Elektronik sayacı kırarak devlet malına zarar vermekten, görevliyi darp etmekten dava açılmış… Üç yıla kadar hapsi isteniyor, duruşmaya geleceği tarih belirtiliyordu!
*
Ahali evinde esneye esneye poposunu kaşısın diye, Hakkâri dağlarında gözünü, beynini, sinir sistemini, hayatının geriye kalan bölümünü bırakan Gazi…
Devlete zarar vermişti yani!

*
Şimdi anladınız mı, tabur komutanıyla bölük komutanının neden görevden alındığını?
*
13 şehit kolay da…
7 yaralı var orada.
*
Şimdi o yaralılar, helikopter masrafı açacak, ameliyat masrafı açacak, ilaç masrafı açacak, bi türlü ölmeyecek, maaş isteyecek, sanki matah adammış gibi maaşı beğenmeyecek, arsızlık yapıp indirimli elektrik isteyecek, ekmek elden su gölden, şımaracak, devletin kurumunda devletin memuruna artistlik yapacak, sayaç kıracak, hadi bakalım bi sürü masraf daha, hesap sor, dava aç, tahsil etmeye çalışsan, parası yetmez, haciz gönder… Devletin başka işi yok da, sizinle mi uğraşacak kardeşim? Sana ne teröristten meröristten, kim dedi sana yakala diye… Sen mi kurtaracaksın devleti? Otursana oturduğun yerde… Niye çıkarıyorsun bölüğü araziye? Niye iş açıyorsun durup dururken devletimizin başına?
*
Bak dün 4 yaralı daha var.
Gitti 4 sayaç daha.
*
Sorumsuzluğun
bu kadarı yani…
Sokaktan mı topluyoruz papelleri?